Naylon poşetler hayatımızdan çıkmalı

Naylon poşetlerin sıcakla birlikte gıdalara cıva, kurşun gibi kanserojen madde aktardığını söyleyen Dr. Nilgün Tekkeşin, koyu renkli poşetlerden uzak durulması gerektiğini ifade etti. Dr. Sami Gören ise naylon poşetlerin hayatımızdan çıkarılması için aşamalı bir yol izlenmesini ve vergi alınmasını önerdi.

Naylon poşetler dünyanın birçok ülkesinde sağlığa ve çevreye zararları nedeniyle yasaklanıyor. Ülkemizde küresel ısınmanın da en büyük sebebi olarak gösterilen naylon poşetlerin üretimine ve tüketimine yönelik bir yasal düzenleme bulunmuyor. Dünyadaki düzenlemelerin benzer uygulamaları ise birçok ilde belediyeler tarafından yürütülmeye çalışılıyor. Belediyeler naylon poşetin zararlarına karşı çözümü doğada çözülebilir poşetlere geçişte buluyor. Belediyeler naylon poşet kullanımını azaltabilmek için alternatif pazar torbaları dağıtıyor ve esnafa tebligat gönderilerek çevre dostu naylon poşet kullanımını artırıyor. Doğa dostu poşet ile sıradan naylon poşeti ayırt etmekte zorlanan tüketiciler kafa karışıklığı yaşarken uzmanlar tüketicileri uyarıyor:

Ayaklardaki yara ve nasırlara dikkat edin, kangren olabilirsiniz

Şeker hastaları ayaklardaki duyu kaybı nedeniyle, ayaklarında oluşan yara, nasır ve ayakkabı vurması gibi durumları hissetmiyor. Ayak bakımına da dikkat etmeyen şeker hastaları ancak çok ciddi durumlarda doktora başvuruyor. Bu nedenle çorapsız ayakkabı giymeyin ve ayak bakımına özen gösterin.

En yaygın hastalıklardan biri olan şeker hastalığı (diyabet), insan sağlığını tehdit ediyor. Dünya çapında ölüm sebepleri arasında ilk 5 hastalık arasında yer alan diyabet, müdahale edilmediğinde bütün organları etkiliyor. Şeker hastaları, ayaklardaki duyu kaybı nedeniyle, ayağındaki yara, nasır ve ayakkabı vurmasını hissetmiyor. Ayaklardaki bu yaralar ise ayak damarlarında tıkanmalara sebep oluyor. Ayaklardaki kapanmayan yaraların uzuv kayıplarına yol açacağını söyleyen uzmanlar, şeker hastalarını, ayak bakımına gerekli özeni göstermesi konusunda uyarıyor.

Ağız sağlığınız ve güzelliğiniz için!

Ağız ve diş estetiğinde yeni trendlerin yanı sıra yaz aylarında en çok sevdiğimiz soğuk şeylerden bizi mahrum bırakabilen ‘hassas diş problemi’ konusuna değindik.

Güzel bir yüzü tamamlayan en önemli unsurlardan birinin diş estetiği olduğunu biliyoruz. Üstelik diş estetiğine ait problemler, yalnızca sosyal sorunlara neden olmakla kalmayıp, diş ve diş eti sağlığı açısından da önemli sinyaller verir. Diş estetiğini bozan en önemli durumlardan biri olan, dişlerin düzgün bir sırada dizilmeyişi çok uzun zamandır ortodontik tedaviyle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyordu. Buradaki tek sıkıntıysa, dişlerin düzgün bir forma getirilmesi için uzun bir süre boyunca kullanılan diş tellerinin hiç de estetik olmayan görüntüsüydü. Tellerin bağlandığı braketlerin, dişlerin arka kısmına alınması fikrinden yola çıkan lingual ortodonti tedavisiyse getirdiği bazı sıkıntılar nedeniyle her hasta grubunda kullanılamıyor ve hasta konforunu bozuyordu.

Uyku bozukluğuna dikkat

Arasıra herkes uyku bozukluğu yaşar ancak bu durum sürekli hale gelirse dikkat.Arkasından bir hastalık çıkabilir.

Zaman zaman hepimiz uyku bozukluğu yaşarız. Bu durum sürekli bir hale dönüşürse önlem almak gerekiyor. Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Dağ, belli başlı uyku hastalıklarını şöyle sıralıyor:

Insomnia: Uykuda zorluk çekme ya da yetersiz uyku izlenimi bırakan durumdur. Hasta uykuya dalmaya zorlanır. Bunun yanında hastada huzursuzluk, sinirlilik ve genelde depresif bir sorun olabilir. Sabahları erken uyanma durumunda hasta normal olarak uykuya dalar ancak çok erken uyanır ve tekrar uyuyamaz. Bu da genellikle depresyonla birliktedir.

Bunama riskini azaltacaklar

Doktorlar, 65 yaşından sonra bunama riskini en aza indirmek amacıyla bir dizi önlem alacak.

İngiliz tıp dergisi British Medical Journal'ın internet sayfasında yayımlanan bir araştırmaya göre, düşünme yetisinin geliştirilmesi ve kuvvetlendirilmesi, şeker hastalığının tedavi edilmesi ve depresyonla mücadeleyle, 65 yaşından sonra bunama riski en aza indirilebiliyor.

Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsünde (Inserm) görevli Karen Ritchie tarafından yürütülen araştırmaya göre, bunamanın nedenleri hala tam bilinmemesine karşın bazı risk faktörlerinin belirlendiği kaydedildi.

Araştırmaya göre, bu risk faktörlerinin arasında kalp ve damar rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, depresyon, sağlıksız beslenme, aşırı alkol tüketimi ve eğitim seviyesi bulunuyor.

Bu yönetmelik için daha kaç ölüm beklenecek?

Vitaminler, bebek mamaları ve tedavi amaçlı bir çok ürünün Tarım Bakanlığı'ndan ruhsat alıyor ve kontrolsüz, denetimsiz, eczacısız olarak vatandaşa satılıyor.

Bitkisel ve zararsız oldukları iddia edilen ürünlerin, gerek medya gerekse internet yoluyla tanıtımlarının yapıldığına işaret eden Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, sendikalarının, kurulduğu günden bu yana bitkisel ilaçların Tarım Bakanlığından değil, Sağlık Bakanlığından ruhsat alması gerektiğini ve internet üzerinden satışların yasaklanması gerektiğini vurguladığını ifade etti.

''İster bitkisel ister kimyasal olsun ilaç, ilaçtır'' diyen Saydan, ilacın yetkisi ve denetiminden sorumlu tek bakanlığın Türkiye'de Sağlık Bakanlığı olduğuna dikkat çekti.

Saydan, şunları kaydetti:

Stres vücudu nasıl tüketiyor?

İlk stres aşısını üreten Robert Sapolsky’ye göre stres tek başına ölümcül bir hastalığa neden olmuyor ama ciddi hastalıkları tehlikeli hale getiriyor. Stres kasları köreltiyor, diyabeti kötüleştiriyor, bağışıklık sistemini zayıflatıyor.

Dünyanın ilk stres aşısını üreten ve hayvanlar üzerindeki başarılı testlerden sonra insanlar üzerindeki deneylere başlamaya hazırlanan Stanford Üniversitesi uzmanı Robert Sapolsky, Amerikan Wired dergisine stresin hayatımızdaki önemini anlattı.

Sapolsky’ye göre stres tek başına ölümcül bir hastalığa neden olmuyor ama ciddi hastalıkların hepsini daha tehlikeli hale getiriyor. Stresle ilişkili rahatsızlıkların listesi, soğuk algınlığından bel ağrısına, Alzheimer’dan depresyona ve kalp krizine kadar yayılıyor. Stres kasları köreltirken, kemikleri de zayıflatıyor. Yetişkin tipi diyabeti kötüleştiriyor. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflattığı için antibiyotiklerin etkisini azaltıyor, hastalıklarla savaşmayı zorlaştırıyor.

7 saatten az uyumak ölüme davetiye çıkartıyor!

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, gece 7 saatten fazla ya da az uyumak, ülkedeki en önemli ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıkları riskini artırıyor.

Batı Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan ve "Sleep" dergisinde yayımlanan araştırmada, şekerlemeler dahil beş saatten az uyumanın, anjin, damar rahatsızlıkları, enfarktüs veya kalp krizine yol açma şansını iki kat artırdığı görüldü.

araştırmanın daha şaşırtıcı bir sonucu olarak da 9 saatten fazla uyuyanlarda, "sihirli" rakam 7 saat uyuyanlara oranla 1.5 kat fazla kalp ve damar hastalığı riski bulunduğu tespit edildi.

Araştırmaya göre, en riskli grup 60 yaşından genç ve geceleri 5 saatten az uyuyanlar. Bu kişilerde kalp damar hastalığı riski, 7 saat uyuyanlara oranla 3 kat fazla bulunuyor.

Neden soğuk su değil de ılık su serinletir?

Sıcak havalarda serinlemek için soğuk hatta buzlu su içmek terlemeyi daha da artırıyor. Uzmanlar sıcaktan korunmak için ılık su önerirken soğuk su ısısının da 14 dereceyi geçmemesi tavsiyesinde bulunuyor.

Sıcaklarda nasıl sıvı tüketmeniz gerektiğini biliyor musunuz? İstanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle bunun yollarını anlattı:

ILIK SU İÇİN: Midenin ısısı 38 derecedir. Sıcaklarda serinlemek için buzlu su içildiğinde onu ısıtmak için midenin ısısı yükselir ve bu bir süre sonra size terleme sıcak basması olarak geri döner. En doğrusu ılık su içmektir. Ilık su ile serinleyemiyorum diyenler, suyun sıcaklığını 14 derecede tutabilirler. Önerimiz 24 hatta 28 derece suyu içmek için bünyeyi alıştırmaktır. Sıcak bölge insanları bu ritme alışıktır ve hiçbir zaman soğuk su içmezler.

Bebek odası nasıl hazırlanır?

Evinize mutluluk verecek olan minik bebeğimizin odasını hazırladınız mı? Peki odasını dekore ederken nelere dikkat etmemiz gerekir biliyor musunuz? İşte anne adayları için birkaç önemli detay

Karyola Ve Yatak Seçimi
Karyolasının korkulukları yuvarlak hatlı olmalı ve keskin olmamalıdır. Korkuluklarının boyunun bebeğin ayağa kalktığında düşmesini engelleyecek boyda olmasına ve indirilip-yükseltilebilir olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca karyoladaki mekanizmaların bebeğiniz tarafından kolayca sökülmeyecek olduğunu kontrol ediniz. Bunun dışında karyola içine özellikle anti-bakteriyel ve doğal kauçuktan imal edilmiş lateks yataklar ya da orta sertlikte yarı ortopedik bir yatak tercih edilmelidir.

İçerik yayınları