Ofisinizde zamandan tasarruf edin!

Ofiste zaman tasarrufu demek veriminizi arttırarak daha fazla kar etmek demek. Yani paradan tasarruf demek. İşleri zamanında bitirerek piyasalar için güvenilir bir sistem sahibi olmak demek. Ofiste zaman tasarrufu demek ayrıca işleri iş yerinde bitmiş halde tam paydos saatinde bırakamak, eve taşımayıp özel hayatına zaman ayırmak demek. Huzur ve rahatlık demek. Boş kalan zamanda da tasarruf edilen parayla yatırım demek; geliştirme demek.. Tabii ofisinizde zamandan tasarruf yapmak için çalışma ortamlarınızdaki veriminizi arttıracak önlemler almalısınız. Okuyacağınız bu yazıda kabaca maddeler halinde yayınlanacak olan tasarruf yöntemlerini ayrıca geniş açıklamalarıyla yayınlayacağız. Yazıyı okuduktan sonra lütfen ilgili tasarruf konularının detaylarını sitemizden bulunuz.

Ofiste, bir çalışma ortamında zamandan tasarruf yapmak için özellikle o işe uygun ortamın en ideal şekilde yaratılması gerekir. Uygun iklimlendirme, rahat çalışma ortamı, gerekli cihazlar ve yardımcı alet edevat ya da yazılım sağlanmalıdır. Ayrıca yine çalışma ortamının sözkonusu işe göre ergonomik şekilde düzenlenmesi gerekir. Bunlar sağlandıktan sonra çalışanların yaptıkları iş bölümüne göre eğitilmeleri sağlanmalıdır. Ortam ve cihazları en verimli şekilde kullanmak hem para hem de zamandan tasarruf sağlayacaktır. Ayrıca bu eğitim teknik bilgilerin ötesinde çalışanların sağlıklarını da içermelidir. Bu şıkları maddeler halinde yazarsak:

Kağıt havlu kullanımında da tasarruf edin!

Kağıt havlu kullanımında doğrudan tasarruf etmenin en iyi yöntemi kağıt havlu yerine bez havlu kullanmaktır. Mutlaka havlu kulanmak gerektiği durumlarda ise iki noktaya dikkat etmek gerekir. Öncelikle kağıt kalınlığı optimum olmalı ve su emme kabiliyeti için özel tasarlanmış ince ama çok katlı yapıda olasına dikkat edilmelidir. Ayrıca kullanım sırasında parçalanmayan ve delinmeyen markalardan seçim yapmak önem taşır. İkinci olarak da özellikle kağıt havlularda yaprak boyutlarının küçük olmasına dikkat edilmelidir. Büyük yapraklı ürünlerde ya gereğinden daha büyük üretilmiş bir yaprak formuyla israf sözkonusu olmakta ya da kesim yeri yerine yaprağı elle ortadan bölmeye çalışarak kullanışlı olmayan bir parça elde edilmektedir.

Tasarruf açısından bakıldığında aynı işlem kalitesiz ve uygun olmayan boyutlu ürünlerle hem zaman hem de malzeme ziyan edilmektedir. Bunun yerine sağlam ince fakat çok katlı ve kabarmalı yapılı, küçük yapraklı markalara yönelinmelidir. Bu kalitedeki ürünlerin fiyatları doğal olarak daha pahallı olacaktır. Ancak daha az kullanılarak hem toplam fiyattan hem de global anlamda malzemeden tasarruf edilebilir. Uygun ürün hemen tüm büyük marketlerden elde edilebilir ve kolayca adapte olunabilir. Tuvalet kağıdı ve kağıt havlı alışverişlerinde tasarrufkunun anlamı ucuz değil ekonomik olmalıdır.

Tasarruflu Pil Kullanımı

Teknolojik ciazlar hayatımızın heryanına girdikçe elektrik faturalarımız çok arttı. Fakat bu cihazların çoğunun bir de pil gideri var. Devede kulak demeyin: Hem alışverişte hem de piller için kullanılan toksik maddelerin çevreye verdiği zararlarda pil kullanmı kendi ölçülerine göre azımsanmayacak bir yer tutabiliyor. Tabii pil kulanımı ile ilgili pek çok alternatifimiz olduğu için doğrusunu seçmek bir tasarruf yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada kabaca şarjlı ve şarjsız iki pil tipinden hangisini seçeceğimizi bilmek pil tasarrufu sağlamak için yeterli. Bunun için pillerin özelliklerine göz atarsak şarjlı piller ilk satın alma sırasında çok masraflılar. Fakat yaklaşık 1000 defa şarj edilerek toplam değerde rakiplerini katlıyorlar.

Satın alırken 15-20 katı para öderken 1000 katı bir performans hiç te fena değil. Üstelik her bir şarjı normal pillerin çoğundan daha uzun dayanıyor. Böyle baktığımızda çok avantajlı görünüyorlar. Ancak bu herzaman geçerli olmayabiliyor. Örneğin standart bir tv kumandası için şarjlı pil almak gerçekte son derece anlamsız. Standart bir pil zaten 1 senelik bir dayanım gösteriyor.

Adaptörlerde elektrik tasarrufu

Tasarruf deyince çoğu kez adaptörleri gözden kaçırırız. Genelde ne kadar elektrik harcadığını bilmediğimiz gibi çıkış voltajlarının az olduğundan, insanı çarpacak kadar kuvvetli olmadıklarını bildiğimiz için önemsemeyiz. Bu yüzden de kullanılsın kullanılmasın her türlü cihazın adaptörü fişe takılı olarak durur. Ancak üzerlerinde yazan değerlere bakıp bir de 24 saat boyunca elektrik harcadıklarını düşünürsek pek te küçümsenmeyecek derecede bir enerji sarfıyatı ile karşılaşırız. Çünkü farkında olmasak da adaptörlere bağlı cihazlar çalışmasa bile adaptör elektrik tüketimine ve faturalarınızı şişirmeye devam edecektir.

Günümüzde tasarruflu ampullar sözkonusu olduğunda 8-27 Watt’lık ürünlerle odamızı aydınlatabiliyoruz. En basit adaptörler ise 3-5 Watt elektrik harcamaktalar. Besledikleri cihazlar kompleksleşip büyüdükçe (laptop adaptörleri gibi) sarfiyatları da 12-30 -60 Watt’lara doğru çıkmaktadır. Çoğunlukla sürekli prizde bırakılan küçük tipleri baz alsak bile. Bir ev veya ofiste 2 adet 5 Watt’lık adaptörün harcaması ortalama bir tasarruflu ampul kadar harcamaya neden olmaktadır. Hele o ampulü bütün gün açık bıraktığınızı düşünürseniz.

Elektrikli Eşya Alırken Enerji Tüketim Etiketlerine Bakın!

Elektrikli cihaz üretirken ürünlerin üzerine yapıştırılmış olan enerji tüketim etiketlerine mutlaka dikkat edin. Tümüyle aynı görünen iki ürün arasında bazen açıklanamayan fiyat farkları olabilir. İlk alımları pahallı olabilen bu ürünleri almak sanıldığı kadar kötü bir fikir olmayabilir. Eğer dikkat edilirse çoğunlukla daha pahallı olan ürünler daha fazla teknoloji barındırır hem kalite hem de ekonomi açısından avantajlar sunarlar. Özellikle benzer ürünlere göre uzun vadeli kullanımlarda bakım masrafları ve enerji tüketimi üzerine bir hesap yapılırsa çoğu kez daha ekonomik oldukları sonucuna varabiliriz.

Bu tür ürünler her dakika değiştirebileceğiniz deneyip yanılma lüksünüzün olduğu harcamalar olmadığı için öncelikle ürün ve servisi konusunda iyi bir inceleme yapmanızı öneririz. İnternetten bulabileceğiniz türden bilgiler çoğunlukla işiniz görecektir. Ancak internet bu konuda tuzaklarla da dolu olabilir. Bu yüzden okuduklarınızın teyyidini pratikte de sağlamalısınız. Bazen bir ürünün satıcısı müşteriler ağzından güzel şeyler yazabilmektedir. Dolayısıyla yazılanları mantık süzgecinden geçirmenizde fayda var.

Sağlık için sabun!

Sıcakların artması ile birlikte, su ve besinlerle bulaşan hastalıklarda bir artış görülmektedir.

Önlem alınmadığı takdirde oluşabilecek salgın hastalıklar da yaygınlaşabilmektedir. Sıcak havaların da etkisi ile dışarı da daha fazla vakit geçirilmekte ve park ve bahçeler kullanım alanı olarak vakit geçirilmekte. Bu nedenden dolayı virüslere ve mikroplara daha yakın yaşanılmaktadır. Havaların ısınmasıyla birlikte sularla ve besinlerle bulaşan hastalık etkenlerinin yaygın olarak görüldüğünü, önlem alınmadığı takdirde toplum içerisinde görülen nadir olan hastalıkların yaygınlaşması söz konusudur.

Su ve besinlerle bulaşan hastalıkların genellikle ağız yoluyla alındığını, sindirim yoluna yerleştiğini ve enfeksiyona yol açtığını belirtildi. Uzmanlar enfeksiyonların en sık belirtilerinin, karın ağrısı, kusma ve ishal olduğunu ifade ediyorlar.

Kız çocukları depresyona daha yatkın

Araştırmalara göre kızların sorunlara karşı tepkisi, dışarı vurmaktan çok içine atmak şeklinde. Bu nedenle erkeklere göre depresif belirtiler gösterme ihtimalleri daha fazla.

Çocuklarda depresyon görülme oranı yüzde 3-5 arasındayken, ergenlerde bu oran yüzde 4-8’e kadar çıkabiliyor.

Acıbadem Etiler Tıp Merkezi'nden Psikolog Reyan Kanyas, depresyon belirtilerinin cinsiyete göre de değiştiğini söylüyor. Araştırmalara göre kız çocuklarının sorunlara karşı tepkisi, dışarı vurmaktan çok içine atmak. İşte bu tepki nedeniyle erkeklere göre depresif belirtiler gösterme ihtimallerinin daha fazla olduğunu belirten Psikolog Kanyas, çocuklarda depresyon geçirme olasılığını arttıran nedenleri şöyle sıralıyor:

"Ailede depresyon geçiren bireylerin olması, aile içi problemler, anne-baba arasındaki sürekli çatışmalar, kişiler arası ilişkilerdeki problemler, terkedilme korkusu ve kayıplar… Stres altında bulunan çocuklar, dikkat eksikliği, öğrenme veya davranış bozukluğu olan çocukların da depresyon yaşama riski daha yüksek oluyor."

Hava durumu sağlığı ne kadar etkiliyor?

Hava değişikliklerinin etkilediği 5 sağlık sorunu net olarak biliniyor: Artrit, şeker hastalığı, astım, kalp hastalığı ve migren.

“Güneşi beynimde hissediyorum”, “Hava sıcakken kafam kazan gibi kaynıyor” gibi cümleler özellikle sıcak havalarda baş ağrısı çeken pek çok kişi tarafından sıkça dile getiriliyor.

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte baş ağrısından şikayet edenlerin de bu yakınmalarla acil servislere başvuranların sayısı da arttı.

Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, hava sıcaklıklarının migren ve baş ağrısı ataklarında doğrudan etkili olduğunu söyledi.

Keneyi vücuttan uzman kişiler çıkarmalı

Her kene, Kırım Kongo kanamalı ateşine neden olmuyor ancak art arda gelen ölüm haberlerinden dolayı kene kabusu devam ediyor.

Kenenin vücuttan uzman kişiler tarafından çıkarılması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, “Vücuduna kene yapışan kişi 10 gün kadar ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikâyetler yönünden kendisini izlemeli, bu şikâyetler varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır” dedi.

Kenelerin kan emdiğini, bakteri ve virüs gibi enfeksiyon etkenlerini taşıyabildiğini belirten Dr. Hakko, “Kene sokması sonucunda ağrı, yanma ve kaşıntı başlar. Sokulan yer şişebilir. Bazı durumlarda bulantı, kusma, yüzde şişme ve ateş olabildiği gibi bazen de herhangi bir belirtiye neden olmayabilir” diye konuştu.

Çocukta idrar kaçırma aritmi belirtisi olabilir

Aritmi, yani kalbin yavaş atmasıyla ilgili ritim bozukluklarında bayılma, büyüme geriliği ve gece idrar kaçırma gibi sorunlar görülüyor.

Ritm bozukluklarında kalp, ya çok hızlı atıyor ya da yavaş. Her iki durumda da değişik belirtiler veren aritminin mutlaka takip ve tedavi edilmesi gerekiyor. Aksi halde yaşam kalitesinde düşme, kalp fonksiyonlarında hasar ve kalp yetmezliği gibi birçok sorunun nedeni haline gelebiliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Elektrofizyoloji Aritmi ve Kalp Pili Kliniği'nden Çocuk ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Çeliker, ailelerinde ani ölüm ve bayılma öyküsü olanlar başta olmak üzere, tüm anne ve babaların aritmi belirtilerine önem vermesi gerektiğini söylüyor.

Düzenli doktor kontrollerinde kalbin yavaş attığının fark edilebildiğini söyleyen, "Ancak ani atakla olan hızlı kalp atımları, doktor kontrolünde anlaşılmayabiliyor. Çünkü bu durum ani belirtiler gösteriyor ve atak, ancak muayene sırasında olursa fark ediliyor" diyen Prof. Çeliker, çocuklarda aritminin fark edilmemesinin ne gibi sonuçlar doğuracağını şöyle anlatıyor:

İçerik yayınları