Stres ve antidepresan da cildi yaşlandırıyor

Güneş ve sigaranın yanı sıra, stresin ve antidepresan kullanımının da cildi yaşlandırdığı bildirildi.

Cleveland Üniversitesinden Dr. Bahman Guyuron ve ekibinin, 186 ikiz kadın üzerinde yaptığı araştırma, güneş, sigara, stres ve antidepresan kullanımının cildi yaşlandırdığını gösterdi.

Guyuron, genetik olarak aynı şekilde yaşlanmaya programlanmaları nedeniyle araştırma için ikizlerin seçildiğini, ikizlerin görünümlerindeki farklılıkların çevre ve yaşam tarzının cildi nasıl değiştirdiğini anlamaya yardımcı olduğunu kaydetti.

İlk olarak araştırmacılar, ikiz kardeşlerin fotoğraflarını çekti ve bir bağımsız uzman grubundan kardeşlerden her birine bir yaş vermelerini istedi. Daha sonra bilim adamları, her katılımcının yaşam tarzını, beslenme alışkanlığını, sigara kullanıp kullanmadığını, depresyona yakalanıp yakalanmadığını ve ne kadar güneşe maruz kaldığını öğrendi. Son olarak katılımcıların yaşam tarzı ve göründükleri yaş arasında bağlantı kuruldu.

Uyku, ruh sağlığının aynası

Uykularınız düzenliyse genellikle ruh sağlığınız da yerinde demektir. Aşırı uyku ya da uykusuzluk, ruhunuzun derinliklerinde bir sorun olduğunun göstergesidir. Rüyalar ise geleceğinizle değil, geçmişinizin derinlikleriyle ilgilidir...

Uykunun, kişinin fizyolojik olduğu kadar psikolojik durumunu da yansıttığı, bu nedenle uykunun verdiği sinyallerin iyi değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularınız düzenliyse genellikle ruh sağlığınız da yerinde demektir. Aşırı uyku ya da uykusuzluk, ruhunuzun derinliklerinde bir sorun olduğunun, belki bir ruhsal bozukluk içinde olduğunuzun göstergesidir” diye konuştu.

Prof. Dr. Çelikkol, olağan uyku saatinde yatağa girildiğinde uyumakta güçlük çekilmesi veya sabah erken uyanılması, sık uyku bölünmesi hallerinde de benzer sorunların varlığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

Sosyal fobi yaşamı olumsuz etkiliyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mahmut Reha Bayar, sosyal fobinin, “topluluk içinde ya da belli bir eylemin başkalarının yanında yerine getirilmesi gereken durumlarda hata yapma, eleştirilme, rezil olma ve küçük düşmeye ilişkin yoğun kaygı ile korkuların yaşanması ve bu nedenle sosyal ortamlara girmekten ve diğer insanlarla ilişki kurmaktan olabildiğince kaçınma” şeklinde tanımlanabileceğini söyledi.

Sosyal fobide, başkalarının önünde konuşma, sunum yapma, yeme, içme, yazı yazma, genel tuvaletleri kullanma, karşı cinsle buluşma, telefon konuşması yapma gibi durumlarda yaşanan yoğun kaygıya, titreme, terleme, çarpıntı, yüz kızarması, baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, karın ağrısı, bulantı ve tuvalete gitme ihtiyacı gibi fiziksel belirtilerin de eklendiğini belirten Bayar, 2 alt tipi olan sosyal fobinin, toplumda yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 2,4 ile 13 oranında ve azımsanmayacak düzeyde olduğunu ifade etti.

Ekonomik kriz sağlığı etkiliyor

ABD’de başlayarak tüm dünya piyasalarını etkisi altına alan ekonomik krizin insan sağlığını da olumsuz etkilediği bildirildi.

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Bölüm Şefi Doç. Dr. Sedat Demir, ekonomik kriz gibi insanların günlük hayatlarını, yaşam tarzlarını değiştiren olayların, beden sağlığını etkilediğini söyledi.

Bu tarz ortamlarda insanların çok ciddi psikolojik baskı altında kaldıklarını, hayatlarının bir anda değişmesinin depresyon, içe kapanma veya kendine güveni yitirmeye neden olduğunu ifade eden Demir, psikolojik baskının, bedensel yansımaları da beraberinde getirdiğini, psikolojik durumların, organların çalışmasını, kalp damar ve sindirim sistemi ile metabolik dengeyi bozduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Demir, polikliniklere organik yakınmalarla gelen hastaların büyük bölümünde, neredeyse yüzde 60-70’inde, altta yatan psikolojik bir etken olduğuna işaret ederek, “Bu psikosomatik hastalıklar dediğimiz grup. Psikolojik problemlerin, somatik yani bedensel yansımaları oluyor. Sonuç olarak, kriz ortamlarının getirdiği psikolojik baskı, beden sağlığını bozuyor diyebiliriz” dedi.

Kış aylarında kaç saat uyumamız lazım?

ABD'de yapılan bir araştırma, yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflatarak, özellikle kış aylarında 7 saatin altında uyuyanların grip ve soğuk algınlığı riskinin , 8 saat ve üzerinde uyuyanlara göre üç katı arttığını ortaya koydu.

Pittsburg kentindeki Carnegie Mellon Üniversitesi'nden bir ekip tarafından gerçekleştirilen araştırmada 153 gönüllü deneğe nezle virüsü geçirilerek 5 gün süreyle bir otelde uyku düzenleri izlendi.

Ortalama 7 saatten az uyuduğunu bildiren deneklerin, 8 saat ve üzeri uyuyanlara oranla hapşırma, boğaz yanması ve diğer semptomları gösterme olasılığının 2,94 kat daha fazla olduğu belirlendi.

Temizlikte kolaylık sağlayacak pratik bilgiler

Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın.

Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız, tertemiz olacaktır.

Bakır kaplarınızı parlatmak için bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, bakırı ovun.

Yağlı şişeleri temizlemek için önce yıkamak gerekir. Sonra durulanan şişenin içine sodalı su koyarak sallamaya başlanır. Beş dakika kadar sallanan şişe çalkalanıp bu sefer içine kahve telvesi ilave edilir. Bir sürede bu şekilde sallanan şişe kısa zaman sonra yağlardan tamamen temizlenmiş duruma gelecektir.

Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.

Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve güzel yıkandığını göreceksiniz.

Şifalı bitki çayları nasıl demlenir?

Uzmanlar, özellikle kış aylarında yoğun şekilde tüketilen bitki çaylarının ilaç gibi düşünülmesi, günde 3 fincandan fazla içilmemesi konusunda uyardı. Selçuk Üniversitesi Çumra Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Gümüşçü, soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkların arttığı bugünlerde, iyileşmek ya da hastalanmamak için bitki çayları tüketiminin arttığını belirtti. Bazı rahatsızlıklara iyi gelen bitkilerin ortak özelliğinin, vücut direncini artırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi olduğunu vurgulayan Gümüşçü, son dönemde en fazla talep gören şifalı bitkilerin melisa, ada çayı ve kekik olduğunu ifade etti.

EKİNEZYA İLGİSİ

Ana vatanı Amerika olan ekinezya adlı bitkinin de son dönemde yoğun ilgi gören şifalı bitkiler arasında yer aldığını anlatan Gümüşçü, "Bu bitkilerin çayları tek başlarına tüketilebileceği gibi, bir kaç bitki karıştırılarak da içilebilir. Karışımlar daha faydalıdır, çünkü her bitkinin içinde farklı özelliklerde maddeler bulunduğu için, bu maddeler karışımlı çaylarla bir defada alınabilir" dedi.

Soğuk günlerin sıcak dostu; Kekik Çayı

Kekik çayı, bedenin değerli organlarını temizler. Sabahları kahve veya çay yerine bir bardak kekik çayı içen, etkisini kısa sürede fark edecektir: Zeka keskinliği, midede rahatlık, sabah öksürüğüne tutulmamak ve genel bir rahatlık. Kekik, papatya ve civanperçemi, güneşli havada toplanıp, bir kuru bitki yastığı hazırlanır. Bu yastığı uygularken, bir yandan da aynı bitkilerin karışımından hazırlanmış çay içildiğinde, sinirsel yüz ağrıları iyileşir.
Eğer aynı zamanda kramp da varsa, kurutulmuş kurtpençesi yastığı uygulamak gerekir.

79 yaşındaki bir çiftçi, 27 yıldır ağır bir sinirsel yüz ağrısı çekmekteydi. Hatta, birkaç kere yüz ameliyatı bile geçirmişti. Bu hastalığa, bir gün sırılsıklam eve geldiğinde, kurulanma olanağı bulamadan yine dışarı çıktığında yakalanmış. Hastalığın son zamanlarında, ağzının bir ucu, büyük ağrılar eşliğinde kulağına kadar çekilmişti. İlk olarak İsveç iksiri kompresleri hafif bir rahatlık sağladı. Ama yukarıda belirtilen bitkiler güneşli havada toplandıktan sonra hazırlanan bitki yastığı uygulandığında,hızla büyük bir düzelme başladı. Sağlığına tam olarak kavuştuktan sonra da bu bitkilerin çayını içmeyi sürdürdü (Referans1).

Kış aylarında cildinize özen gösterin

Güzellik ve pratik yaşam önerileri ile tanınan dünyaca ünlü uzman Martha Stewart cildin canlı ve taze görüntüsünü kışın korumakta güçlük çekenler için önerilerde bulundu...

Kışın vücut ısımızın artması cildimizin kurumasına neden olur. Öte yandan hava sıcaklığı düşerken nem de düşer. Soğuk hava cildin nemini de emer. Sıcak suyla uzun süreli alınan duşlar cildi koruyan doğal yağların azalmasına neden olur. Kışı kuruyan, hatta pul pul dökülen bir ciltle uğraşarak geçiririz.

Martha Stewart’a göre bu sorunlarla başa çıkmak için öncelikle bol bol kafeinsiz içecekler, su, meyve suyu ve bitki çayları tüketmek gerekiyor. Sonrasında da krem, balsam ve yağlarla yapılması gereken bakım geliyor.

Yüz için nergis çiçeği

Duvar kağıtları geri mi dönüyor?

70'li yıllarda tasarım dünyasında fırtına gibi esen duvar kağıtları her kesimin evinde bir süre yerini almıştı. Her sene yapılan boyadan kurtulma ve desenli duvarlar tasarlama temasıyla başlayan duvar kağıtları furyası 90'lı yıllarda yerini saten boyalara bıraktı.

Saten boyalar da silinebilir ve pürüzsüz, parlak duvarlar edinmemizi sağlıyordu. Fakat zamanla yeni arayışlar ve dekorasyon yenilikleri arayan tasarımcılar değişik malzemeler üretmeye başladılar. Bunlardan biri de son dönemlerde tekrar revaçta olan duvar kağıtları ve duvar kaplamaları.

Son yıllarda geçirdiği hızlı değişimle rutubete dayanıklı duvar kaplamaları hem çok sık hem de çok kullanışlı hale geldi. Cam elyaf ya da duvar tekstili de denilen malzeme, özellikle odalardaki rutubetli duvarlarda uygulanabilir. Tek renk ve birçok desen seçeneği bulunan bu malzeme duvarlarda kendinden desenli, modern, sağlıklı bir görüntü veriyor. Normal kağıt kaplamalarda rutubet kağıdın üstüne çıkar ve kağıdımızın kabarıp, siyahlaşarak çok fena bir görüntü almasına daha önemlisi sağlıksız ortam oluşmasına neden olur.

İçerik yayınları