stres

warning: Creating default object from empty value in /home/temiz/domains/temizsayfa.com/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Stres vücudu nasıl tüketiyor?

İlk stres aşısını üreten Robert Sapolsky’ye göre stres tek başına ölümcül bir hastalığa neden olmuyor ama ciddi hastalıkları tehlikeli hale getiriyor. Stres kasları köreltiyor, diyabeti kötüleştiriyor, bağışıklık sistemini zayıflatıyor.

Dünyanın ilk stres aşısını üreten ve hayvanlar üzerindeki başarılı testlerden sonra insanlar üzerindeki deneylere başlamaya hazırlanan Stanford Üniversitesi uzmanı Robert Sapolsky, Amerikan Wired dergisine stresin hayatımızdaki önemini anlattı.

Sapolsky’ye göre stres tek başına ölümcül bir hastalığa neden olmuyor ama ciddi hastalıkların hepsini daha tehlikeli hale getiriyor. Stresle ilişkili rahatsızlıkların listesi, soğuk algınlığından bel ağrısına, Alzheimer’dan depresyona ve kalp krizine kadar yayılıyor. Stres kasları köreltirken, kemikleri de zayıflatıyor. Yetişkin tipi diyabeti kötüleştiriyor. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflattığı için antibiyotiklerin etkisini azaltıyor, hastalıklarla savaşmayı zorlaştırıyor.

Aşırı sinirden sonraki dört gün çok tehlikeli

New York Columbia Üniversitesi'nin ünlü kardiyoloğu Doç. Dr. Özgen Doğan, stres ve kalp krizi arasındaki ilişkiyi anlattı.

Stresin kalp krizi yaratma mekanizması nedir?
'Sempatik fon' denen vücudun hazır duruma geldiği an, hormonların salgılanmasıyla gerçekleşir. Pıhtılaşma mekanizmaları tetiklenir ve damarlarda yırtılan plaka sayısı artar. Damarlar daralır. Rahatlama teknikleri kullanıldığı zaman 'nitrik oksit' denen ve damarlarınızı genişleten hormonlar salgılanır.

DEPREMLE KALP KRİZİ SAYISI ARTTI!
Aşırı üzülmek kadar aşırı sevinmek de ani kalp krizlerine yol açar mı?
Her iki duyguyu da uçlarda yaşamak genelde aşırı salgılanmayan 'katekolamin' hormonlarının yüksek düzeyde salgılanmasına neden olur. Bu maddeler, ritim bozukluğuna yol açar. Kalbin şiddetli kasılmasına neden olur ve ani kalp ölümü gerçekleşir. Aşırı duygulanmanıza neden olan olaydan sonraki 4 ile 8 gün boyunca kendinize çok dikkat etmelisiniz. İlkel kültürlerdeki 'Voodoo' ölümlerini hatırlayalım. Kabile reisi, bir kişiyi parmağıyla gösterip onu kurban seçerek veya lanetleyerek ani kalp ölümlerine neden oluyordu. Beynimizde kalbi kontrol eden bölüm ilkel bir bölümdür ve limbik sistem olarak bilinir. Aynı zamanda bu bölüm; stres, iştah ve seksin yönetildiği yerdir.

Stres ve antidepresan da cildi yaşlandırıyor

Güneş ve sigaranın yanı sıra, stresin ve antidepresan kullanımının da cildi yaşlandırdığı bildirildi.

Cleveland Üniversitesinden Dr. Bahman Guyuron ve ekibinin, 186 ikiz kadın üzerinde yaptığı araştırma, güneş, sigara, stres ve antidepresan kullanımının cildi yaşlandırdığını gösterdi.

Guyuron, genetik olarak aynı şekilde yaşlanmaya programlanmaları nedeniyle araştırma için ikizlerin seçildiğini, ikizlerin görünümlerindeki farklılıkların çevre ve yaşam tarzının cildi nasıl değiştirdiğini anlamaya yardımcı olduğunu kaydetti.

İlk olarak araştırmacılar, ikiz kardeşlerin fotoğraflarını çekti ve bir bağımsız uzman grubundan kardeşlerden her birine bir yaş vermelerini istedi. Daha sonra bilim adamları, her katılımcının yaşam tarzını, beslenme alışkanlığını, sigara kullanıp kullanmadığını, depresyona yakalanıp yakalanmadığını ve ne kadar güneşe maruz kaldığını öğrendi. Son olarak katılımcıların yaşam tarzı ve göründükleri yaş arasında bağlantı kuruldu.

Ekonomik kriz sağlığı etkiliyor

ABD’de başlayarak tüm dünya piyasalarını etkisi altına alan ekonomik krizin insan sağlığını da olumsuz etkilediği bildirildi.

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Bölüm Şefi Doç. Dr. Sedat Demir, ekonomik kriz gibi insanların günlük hayatlarını, yaşam tarzlarını değiştiren olayların, beden sağlığını etkilediğini söyledi.

Bu tarz ortamlarda insanların çok ciddi psikolojik baskı altında kaldıklarını, hayatlarının bir anda değişmesinin depresyon, içe kapanma veya kendine güveni yitirmeye neden olduğunu ifade eden Demir, psikolojik baskının, bedensel yansımaları da beraberinde getirdiğini, psikolojik durumların, organların çalışmasını, kalp damar ve sindirim sistemi ile metabolik dengeyi bozduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Demir, polikliniklere organik yakınmalarla gelen hastaların büyük bölümünde, neredeyse yüzde 60-70’inde, altta yatan psikolojik bir etken olduğuna işaret ederek, “Bu psikosomatik hastalıklar dediğimiz grup. Psikolojik problemlerin, somatik yani bedensel yansımaları oluyor. Sonuç olarak, kriz ortamlarının getirdiği psikolojik baskı, beden sağlığını bozuyor diyebiliriz” dedi.

İçerik yayınları