Akraba evliliğine bağlı beyinsel gelişim bozukluğu bulunan çocuklarda yapılan genetik inceleme sonucunda WDR62 genlerinin bozuk olduğu ortaya çıktı.
Araştırma ekibinin başında olan Yale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Günel “Birbirinden bağımsız olduğu düşünülen hastalıkların tek gendeki bozukluklara bağlı çıktığı anlaşıldı. Beyin oluşumunun düşündüğümüzden daha karmaşık olduğu belirlendi” dedi.
Yale Üniversitesi Beyin Damar Hastalıkları Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı ve Beyin Genetiği Programı Direktörü Prof. Dr. Murat Günel’in başında bulunduğu ekip, beyin gelişimde çok temel rol oynayan yeni bir geni keşfetti.
Son yıllarda hepimizi etkisi altına alan Pozitif Düşünce Akımları’nın nasıl da insanları gittikçe mutsuzlaştırdığını, nasıl da hayatlarını sürekli ertelemeye başladıklarını fark ettiniz mi? Belki de her şey sadece tek bir kelime yüzündendir. Pozitif Düşünce yerine Pozitif Davranış deseydik nasıl olurdu acaba? Olanları iyiye yorup olacaklara ümit bağlayarak pozitif düşünüyoruz. Yapabilirim! Diye bağırdığımızda, her şey çok güzel olacak dediğimizde, başaracağım biliyorum dediğimizde sonuçlardan emin oluyoruz. Yapamadığımızda, başaramadığımızda, bir şeyler ters gittiğinde ise iki yol seçiyoruz. Ya olmayana üzülüyoruz. Ya pozitif düşünüp bir dahakine diyoruz. Umidimizi kaybetmemeye yarınların bize iyi şeyler getireceğine inanıyoruz.
Hayattan, gelecekten, mucizelerden, sevgilmiz, kocamız, karımız , çocuklarımızdan, şansımızdan yarınlardan bekledikçe bekliyoruz. Zaman, dünlerde pişmalık, yarınlarda ümit oluveriyor. Bekliyoruz. Sabrettiğimizi sanıp bekliyoruz. Pozitif düşünüp bekliyoruz. Erteliyoruz. Bugünleri yarınlara erteleyip duruyor bunun adına da umut diyoruz.
Bir tatil sitesi. Bir aylık ev kiralanmış. Maksat çocuklar mutlu olsun. Sığ bir denizde yüzebilsinler, akşam gazinoda saat 12.00’ye kadar güvenli bir ortamda gezebilsinler, bisiklete binebilsinler.
Her şey güzel. Yerleşildi. İlk birkaç günün telaşesi, hava çarpmasına ait ufak tatsızlıklar ile uğraşıldı, kira evinde bulunmayan ama olması gereken şeyler için ufak tefek alışverişler yapılıyor, park yerinden gelirken de bir çimenlik üçgen alan var, eldekilerle oradan geçiyor bazen anne. BAZEN...
Çünkü ne zaman her zekası fena olmayan insan gibi bir üçgeninin en uzun kenarından dolaşıp karşıda gördüğü eve ulaşmak yerine üçgenin içinden geçen bir yol tutturuyor, hatta bazen yalınayak. Elbette Türkiye’de büyümüş bir kişi olarak suçluluk duyarak yapıyor bunu... Bir izleniyor olma duygusu içinde.“Çimlere basmayınız” tabelaları (yanında çiçek resmi olanlar) kazınmış çocuk hafızasına ve kaç kere parklarda bekçiler kovalamış onu. Kesin birisi görüyordur ama neyse hadi geç! Belki burada normal karşılanır. İNŞALLAAAH deyip geçiyor.
Hiç ne beklediğinizi bilmeden günler boyu beklediniz mi bir şeyi… Hatta belki yıllar boyu beklediniz. Hep sanki bir şeyler olacak da hayatınız yön değiştirecek diye. Her köşe başında acaba karşıma çıkar mı diye umdunuz. Her sabah uyandığınızda bu gün benim günüm dediniz. Her yılbaşı sizin için mükemmel bir yılın başlangıcı sandınız. Her gece yatarken yarın mutlaka dediniz. Her bayramda bir dahakine inşallah. Hep beklediniz beklediniz beklediniz…
Tıpkı çocukluğumuzdaki masallar gibi olacaktı değil mi? Bir gün hiç ummadığımız bir anda biri çıkıp her şeyi düzeltecekti. Muradımıza erip sonsuza kadar mutlu olacaktık. Pozitif düşünüp, umudumuzu hiç yitirmeyecektik. İşimizi kaybettiğimizde hep daha iyisi gelecek diye bekleyecektik. Boşandığımızda daha iyi evliliği hedeflemiştik. Kocamız bize daha çok ilgi gösterecek, karımız daha anlayışlı olacaktı. Çocuklarımız sınıflarını en iyi notla geçecekti. Patronumuz bizi takdir edecek, terfi edecektik. Ticarette kar edecektik. Ekonomik kriz bizi vurmayacaktı. Hatta çarçabuk geçip gidiverecekti. Tıpkı masallardaki gibi muradımıza erecektik.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, yeni aldığı ‘harekete ve ısıya duyarlı bio-radar’ cihazı ile özellikle depremde enkaz altında kalıp da sesini duyuramayacak durumda olanlara kalp atışlarını dinleyerek ulaşacak.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, yeni aldığı "harekete ve ısıya duyarlı bio-radar" cihazı ile enkaz altında sesini duyuramayacak durumda olan depremzedelere kalp atışlarını dinleyerek ulaşacak.
İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiyesi, jeolojik yapısı nedeniyle birinci derecede deprem kuşağında bulunan İzmir'de olası afetlere karşı yaptığı hazırlık çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. İtfaiye Daire Başkanlığı, büyük risk grubunda yer alan kentte, deprem sonrasında kayıpları en aza indirmek için 'bio-radar' cihazı alarak tatbikat çalışmalarına başladı. İhtiyaç durumunda, enkaz ya da göçük altındaki canlıları harekete ve ısıya duyarlı bio-radar cihazıyla kolayca tespit etmek mümkün olacak.
Dr. Mehmet Öz, Türk insanı, stres altındaki Türk işadamları için sağlıklı yaşam tüyolarını Para dergisi okurlarıyla paylaştı. Özellikle kadınlara hitap eden kanser karşıtı alışveriş listesi ilk kez yayınlandı. İşte Dr. Mehmet Öz’ün kanser karşıtı alışveriş listesi:
Sağlıklı beslenme sadece kilo kaybetmenize yarayacak bir yaşam şekli değildir. Doğru besinleri doğru kombinasyonlarla yemeniz size hastalıklardan korunmada da yardımcı olacaktır. Bu alışveriş listesi uzun yıllar sağlıklı yaşamın anahtarını size sunuyor. Kanser karşıtı yemek tarifleri oluşturmak için aşağıdaki listeyi kullanın:
SEBZELER VE MEYVELER
* Lif içeren yeşillikler
Brüksel lahanası
Naylon poşetlerin sıcakla birlikte gıdalara cıva, kurşun gibi kanserojen madde aktardığını söyleyen Dr. Nilgün Tekkeşin, koyu renkli poşetlerden uzak durulması gerektiğini ifade etti. Dr. Sami Gören ise naylon poşetlerin hayatımızdan çıkarılması için aşamalı bir yol izlenmesini ve vergi alınmasını önerdi.
Naylon poşetler dünyanın birçok ülkesinde sağlığa ve çevreye zararları nedeniyle yasaklanıyor. Ülkemizde küresel ısınmanın da en büyük sebebi olarak gösterilen naylon poşetlerin üretimine ve tüketimine yönelik bir yasal düzenleme bulunmuyor. Dünyadaki düzenlemelerin benzer uygulamaları ise birçok ilde belediyeler tarafından yürütülmeye çalışılıyor. Belediyeler naylon poşetin zararlarına karşı çözümü doğada çözülebilir poşetlere geçişte buluyor. Belediyeler naylon poşet kullanımını azaltabilmek için alternatif pazar torbaları dağıtıyor ve esnafa tebligat gönderilerek çevre dostu naylon poşet kullanımını artırıyor. Doğa dostu poşet ile sıradan naylon poşeti ayırt etmekte zorlanan tüketiciler kafa karışıklığı yaşarken uzmanlar tüketicileri uyarıyor:
Şeker hastaları ayaklardaki duyu kaybı nedeniyle, ayaklarında oluşan yara, nasır ve ayakkabı vurması gibi durumları hissetmiyor. Ayak bakımına da dikkat etmeyen şeker hastaları ancak çok ciddi durumlarda doktora başvuruyor. Bu nedenle çorapsız ayakkabı giymeyin ve ayak bakımına özen gösterin.
En yaygın hastalıklardan biri olan şeker hastalığı (diyabet), insan sağlığını tehdit ediyor. Dünya çapında ölüm sebepleri arasında ilk 5 hastalık arasında yer alan diyabet, müdahale edilmediğinde bütün organları etkiliyor. Şeker hastaları, ayaklardaki duyu kaybı nedeniyle, ayağındaki yara, nasır ve ayakkabı vurmasını hissetmiyor. Ayaklardaki bu yaralar ise ayak damarlarında tıkanmalara sebep oluyor. Ayaklardaki kapanmayan yaraların uzuv kayıplarına yol açacağını söyleyen uzmanlar, şeker hastalarını, ayak bakımına gerekli özeni göstermesi konusunda uyarıyor.
Ağız ve diş estetiğinde yeni trendlerin yanı sıra yaz aylarında en çok sevdiğimiz soğuk şeylerden bizi mahrum bırakabilen ‘hassas diş problemi’ konusuna değindik.
Güzel bir yüzü tamamlayan en önemli unsurlardan birinin diş estetiği olduğunu biliyoruz. Üstelik diş estetiğine ait problemler, yalnızca sosyal sorunlara neden olmakla kalmayıp, diş ve diş eti sağlığı açısından da önemli sinyaller verir. Diş estetiğini bozan en önemli durumlardan biri olan, dişlerin düzgün bir sırada dizilmeyişi çok uzun zamandır ortodontik tedaviyle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyordu. Buradaki tek sıkıntıysa, dişlerin düzgün bir forma getirilmesi için uzun bir süre boyunca kullanılan diş tellerinin hiç de estetik olmayan görüntüsüydü. Tellerin bağlandığı braketlerin, dişlerin arka kısmına alınması fikrinden yola çıkan lingual ortodonti tedavisiyse getirdiği bazı sıkıntılar nedeniyle her hasta grubunda kullanılamıyor ve hasta konforunu bozuyordu.
Arasıra herkes uyku bozukluğu yaşar ancak bu durum sürekli hale gelirse dikkat.Arkasından bir hastalık çıkabilir.
Zaman zaman hepimiz uyku bozukluğu yaşarız. Bu durum sürekli bir hale dönüşürse önlem almak gerekiyor. Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Dağ, belli başlı uyku hastalıklarını şöyle sıralıyor:
Insomnia: Uykuda zorluk çekme ya da yetersiz uyku izlenimi bırakan durumdur. Hasta uykuya dalmaya zorlanır. Bunun yanında hastada huzursuzluk, sinirlilik ve genelde depresif bir sorun olabilir. Sabahları erken uyanma durumunda hasta normal olarak uykuya dalar ancak çok erken uyanır ve tekrar uyuyamaz. Bu da genellikle depresyonla birliktedir.
Son yorumlar
30 hafta 2 gün önce
37 hafta 4 gün önce
38 hafta 1 gün önce
39 hafta 5 gün önce
46 hafta 2 gün önce
46 hafta 4 gün önce
47 hafta 1 gün önce
51 hafta 4 gün önce
51 hafta 4 gün önce
51 hafta 4 gün önce