Alman kaleci Robert Enke’nin depresyona girip intihar ettiği iddiaları akıllara depresyonun intihara neden olup, olmayacağını getirdi.
Depresyon çoğu zaman hafife alınsa da aslında ileri sonuçları ölüme kadar götürebiliyor. Bunun en son örneği ise Alman kaleci Robert Enke oldu. Bir zamanlar Fenerbahçe'de de forma giyen 32 yaşındaki furbolcu intihar edince akıllara depresyon ve intihar ilişkisi geldi. Peki depresyon ne zaman intihara sürükler, ne zaman ciddiye alınması gerekir. Konuyla ilgili görüştüğümüz Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hilmi Yazıcı depresyonun ciddi boyutları hakkında bilgi verdi.
Depresyon gerçekten intihara kadar götürür mü?
Depresyon hafiften çok ağır tablolara kadar uzanan geniş bir yelpazede klinik olarak karşımıza çıkabilir. Tüm intihar girişiminde bulunan insanların en az yüzde 70 klinik olarak depresyon içindedirler. Depresyon bu yüzden intiharlar içinde tedavi ile düzelebilecek en önemli sebeptir.
Depresyonun belirtileri nelerdir?
Depresyon duygu, düşünce, beden ve davranış üzerinde değişiklikler yaparak belirtiler ortaya çıkarır.
Duygu Üzerinde
Antidepresan ilaçlar (depresyon tedavi edici ilaç) hastaların %60-80’inde düzelmeye yol açar. Tedavi uzun sürelidir ve ilaçların düzenli kullanılması gerekir. İlaçların etkisinin ortaya çıkması birkaç haftayı bulur. Bu yüzden “bu ilaç bana yaramadı” diye düşünüp birkaç günlük kullanımdan sonra kesmek yanlıştır. İlaçların etkisi kişiden kişiye değişir. Her ilaç her hastaya iyi gelecek diye bir kural yoktur.
Yine her ilaca bağlı oluşabilecek yan etkiler de farklıdır. Bir yakınınız depresyon geçirdi ve tedavi oldu ise aynı gruptan ilaçlar size de iyi gelebilir. Bazı hastalarda birden fazla ilaç kullanımı, psikoterapi (profesyonel kişiler tarafından özel teknikler kullanılarak yapılan konuşma tedavisi) ile ilaç tedavisinin birlikte kullanımı veya başka tedavi yöntemlerinin kullanımı gerekebilir. Hangi ilacın iyi geldiği ve hangi dozda kullanılması gerektiği genelde deneme yanılma yolu ile tespit edilir. Bu nedenle tedaviye başladıktan sonra doktorunuz ile bağlantıı kesmeyin, düzenli kontrollerinize gidin, sık doktor değiştirmekten kaçının ve tedavinin uzun süreli olduğunu unutmayın.
Yapılan araştırmalar çoğu hastada tek başına antidepresan ilaç kullanımından ziyade ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanımında daha iyi sonuçlar alındığını ortaya koymuştur.
Depresyon tedavisinde kullanılan yöntemler kısaca şöyle özetlenebilir:
ABD deki bir araştırma, fazla televizyon seyretmenin özellikle bebeklik çağından yeni çıkmış çocuklarda (3 yaş civarı) saldırgan kişilik oluşmasına yol açabileceğini ortaya koydu.
New York Devlet Üniversitesi (University at Albany) tarafından yapılan araştırmaya göre, çocuktaki saldırganlık eğilimi ile televizyon arasında bir bağlantı olması, seyretme olmadan sadece açık cihazın yakınında olması durumunda bile geçerli olabiliyor.
Araştırmacılardan Jennifer Manganello, ebeveynlerin televizyon kullanımında çok dikkat etmeleri gerektiğini belirterek, ebeveynlerin çocukların televizyon seyretmelerine sınırlamaları, yayınlanan programlara dikkat etmeleri ve genel olarak evde televizyonun nasıl kullanıldığına dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.
Ülkedeki 1998-2000 yılları arasında çocuk sahibi olan 20 kentteki 3 bin 128 kadının deneyimlerine başvurulan çalışmada, çocukların evde televizyon seyretme süreleriyle sonraki dönemde saldırganlık emarelerinin ortaya çıkması arasında doğru orantılı bir bağlantı olduğu tespit edildi. Bu çocuklarda saldırganlıkla birlikte diğer çocuklara vurma, sürekli sinirli olma ve bağırıp çağırma da görülebiliyor.
Güneş ve sigaranın yanı sıra, stresin ve antidepresan kullanımının da cildi yaşlandırdığı bildirildi.
Cleveland Üniversitesinden Dr. Bahman Guyuron ve ekibinin, 186 ikiz kadın üzerinde yaptığı araştırma, güneş, sigara, stres ve antidepresan kullanımının cildi yaşlandırdığını gösterdi.
Guyuron, genetik olarak aynı şekilde yaşlanmaya programlanmaları nedeniyle araştırma için ikizlerin seçildiğini, ikizlerin görünümlerindeki farklılıkların çevre ve yaşam tarzının cildi nasıl değiştirdiğini anlamaya yardımcı olduğunu kaydetti.
İlk olarak araştırmacılar, ikiz kardeşlerin fotoğraflarını çekti ve bir bağımsız uzman grubundan kardeşlerden her birine bir yaş vermelerini istedi. Daha sonra bilim adamları, her katılımcının yaşam tarzını, beslenme alışkanlığını, sigara kullanıp kullanmadığını, depresyona yakalanıp yakalanmadığını ve ne kadar güneşe maruz kaldığını öğrendi. Son olarak katılımcıların yaşam tarzı ve göründükleri yaş arasında bağlantı kuruldu.
Uykularınız düzenliyse genellikle ruh sağlığınız da yerinde demektir. Aşırı uyku ya da uykusuzluk, ruhunuzun derinliklerinde bir sorun olduğunun göstergesidir. Rüyalar ise geleceğinizle değil, geçmişinizin derinlikleriyle ilgilidir...
Uykunun, kişinin fizyolojik olduğu kadar psikolojik durumunu da yansıttığı, bu nedenle uykunun verdiği sinyallerin iyi değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelikkol, “Uykularınız düzenliyse genellikle ruh sağlığınız da yerinde demektir. Aşırı uyku ya da uykusuzluk, ruhunuzun derinliklerinde bir sorun olduğunun, belki bir ruhsal bozukluk içinde olduğunuzun göstergesidir” diye konuştu.
Prof. Dr. Çelikkol, olağan uyku saatinde yatağa girildiğinde uyumakta güçlük çekilmesi veya sabah erken uyanılması, sık uyku bölünmesi hallerinde de benzer sorunların varlığına dikkati çekerek, şunları söyledi:
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Mahmut Reha Bayar, sosyal fobinin, “topluluk içinde ya da belli bir eylemin başkalarının yanında yerine getirilmesi gereken durumlarda hata yapma, eleştirilme, rezil olma ve küçük düşmeye ilişkin yoğun kaygı ile korkuların yaşanması ve bu nedenle sosyal ortamlara girmekten ve diğer insanlarla ilişki kurmaktan olabildiğince kaçınma” şeklinde tanımlanabileceğini söyledi.
Sosyal fobide, başkalarının önünde konuşma, sunum yapma, yeme, içme, yazı yazma, genel tuvaletleri kullanma, karşı cinsle buluşma, telefon konuşması yapma gibi durumlarda yaşanan yoğun kaygıya, titreme, terleme, çarpıntı, yüz kızarması, baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, karın ağrısı, bulantı ve tuvalete gitme ihtiyacı gibi fiziksel belirtilerin de eklendiğini belirten Bayar, 2 alt tipi olan sosyal fobinin, toplumda yaşam boyu görülme sıklığının yüzde 2,4 ile 13 oranında ve azımsanmayacak düzeyde olduğunu ifade etti.
ABD’de başlayarak tüm dünya piyasalarını etkisi altına alan ekonomik krizin insan sağlığını da olumsuz etkilediği bildirildi.
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Bölüm Şefi Doç. Dr. Sedat Demir, ekonomik kriz gibi insanların günlük hayatlarını, yaşam tarzlarını değiştiren olayların, beden sağlığını etkilediğini söyledi.
Bu tarz ortamlarda insanların çok ciddi psikolojik baskı altında kaldıklarını, hayatlarının bir anda değişmesinin depresyon, içe kapanma veya kendine güveni yitirmeye neden olduğunu ifade eden Demir, psikolojik baskının, bedensel yansımaları da beraberinde getirdiğini, psikolojik durumların, organların çalışmasını, kalp damar ve sindirim sistemi ile metabolik dengeyi bozduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Demir, polikliniklere organik yakınmalarla gelen hastaların büyük bölümünde, neredeyse yüzde 60-70’inde, altta yatan psikolojik bir etken olduğuna işaret ederek, “Bu psikosomatik hastalıklar dediğimiz grup. Psikolojik problemlerin, somatik yani bedensel yansımaları oluyor. Sonuç olarak, kriz ortamlarının getirdiği psikolojik baskı, beden sağlığını bozuyor diyebiliriz” dedi.
ABD'de yapılan bir araştırma, yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflatarak, özellikle kış aylarında 7 saatin altında uyuyanların grip ve soğuk algınlığı riskinin , 8 saat ve üzerinde uyuyanlara göre üç katı arttığını ortaya koydu.
Pittsburg kentindeki Carnegie Mellon Üniversitesi'nden bir ekip tarafından gerçekleştirilen araştırmada 153 gönüllü deneğe nezle virüsü geçirilerek 5 gün süreyle bir otelde uyku düzenleri izlendi.
Ortalama 7 saatten az uyuduğunu bildiren deneklerin, 8 saat ve üzeri uyuyanlara oranla hapşırma, boğaz yanması ve diğer semptomları gösterme olasılığının 2,94 kat daha fazla olduğu belirlendi.
Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın.
Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız, tertemiz olacaktır.
Bakır kaplarınızı parlatmak için bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, bakırı ovun.
Yağlı şişeleri temizlemek için önce yıkamak gerekir. Sonra durulanan şişenin içine sodalı su koyarak sallamaya başlanır. Beş dakika kadar sallanan şişe çalkalanıp bu sefer içine kahve telvesi ilave edilir. Bir sürede bu şekilde sallanan şişe kısa zaman sonra yağlardan tamamen temizlenmiş duruma gelecektir.
Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.
Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve güzel yıkandığını göreceksiniz.
Uzmanlar, özellikle kış aylarında yoğun şekilde tüketilen bitki çaylarının ilaç gibi düşünülmesi, günde 3 fincandan fazla içilmemesi konusunda uyardı. Selçuk Üniversitesi Çumra Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Gümüşçü, soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkların arttığı bugünlerde, iyileşmek ya da hastalanmamak için bitki çayları tüketiminin arttığını belirtti. Bazı rahatsızlıklara iyi gelen bitkilerin ortak özelliğinin, vücut direncini artırması ve bağışıklık sistemini güçlendirmesi olduğunu vurgulayan Gümüşçü, son dönemde en fazla talep gören şifalı bitkilerin melisa, ada çayı ve kekik olduğunu ifade etti.
EKİNEZYA İLGİSİ
Ana vatanı Amerika olan ekinezya adlı bitkinin de son dönemde yoğun ilgi gören şifalı bitkiler arasında yer aldığını anlatan Gümüşçü, "Bu bitkilerin çayları tek başlarına tüketilebileceği gibi, bir kaç bitki karıştırılarak da içilebilir. Karışımlar daha faydalıdır, çünkü her bitkinin içinde farklı özelliklerde maddeler bulunduğu için, bu maddeler karışımlı çaylarla bir defada alınabilir" dedi.
Son yorumlar
5 hafta 3 gün önce
12 hafta 4 gün önce
13 hafta 1 gün önce
14 hafta 5 gün önce
21 hafta 3 gün önce
21 hafta 4 gün önce
22 hafta 1 gün önce
26 hafta 4 gün önce
26 hafta 4 gün önce
26 hafta 4 gün önce